Ana içeriğe atla

Apollon ve Daphne


Gelin Hatay'ın Defne ilçesindeki meşhur Harbiye Şelalelerinde geçen; Şelalelerin ve Defne Ağacının ortaya çıkış hikayesini Bernini'nin göz alıcı heykeli Apollon ve Daphne ile keşfedelim hep beraber.🌿🏞
Apollon güneşin, müziğin, ateşin, kehanetlerin tanrısıdır. Ayrıca attığı her oku ile hedefini tutturmaktadır. Daphne ise nehir tanrısı Peneus’un güzeller güzeli kızıdır. 

Apollon, Python adındaki destansı korkunç yaratığı yayını kullanmadaki ustalığı ile  öldürür. Elde ettiği zaferin sarhoşluğuyla gururlanırken aşkın tanrısı Eros'a denk gelir. Gururlu Apollon, çocuk tanrının elindeki yaya laf uzatır. “O elindeki güçlü silahla ne yapıyorsun yaramaz çocuk?” diyerek çocuk tanrıyı küçümser ve ardından  “Senin yayın benim omuzlarıma uygundur, ve bu yay vahşi hayvanlara, düşmanlara ve sayısız oklarla daha yeni öldürdüğüm midesinden hastalıklar saçan pis Python’a ölümcül hasarlar verir. Ve sen yayınla benim onurumu elde etmeye çalışmaktansa birkaç aşığı bir araya getirmeye çalışıyorsun.” diyerek Eros'u aşağılar.
Bu yazıda ilginizi çekebilir👉
https://gezentirehber35.blogspot.com/2020/10/mevsimler-nasl-olustu-persephonenin.html?m=1
Apollon’un laflarından sonra intikam ateşiyle kavrulan Eros, iki tane ok yapar. Birinicisi sivri altın uçlu ok, saplandığı kişiyi deli divane aşık eder, ikincisi kör uçlu kurşun ok, saplandığı kişinin sevgi ve aşk kapılarını sonsuza kadar kapatır. Eros altın uçlu oku, Apollon’a, kurşun uçluyu ise Daphne’ye atar ve saplar. Okun etkisiyle aşkının kölesi olan Apollon, sevdiği Daphne’yi kovalamaya başlar.Kendisini Tanrıçasına adamış Bakire  Daphne’nin kalbi sevgiye ve aşka kapalı olduğu için Apollon’dan kaçar. Böylece kovalamaca başlamış olur. Apollon, Daphne’yi nerede görse onu elde etmek için peşinden koşar.  Daphne kaçarken yorgun düşer, yakalanacağını anlayınca Toprak Ana Tanrıça Gaia'ya kendisini bu durumdan kurtarması için dua eder."Ey toprak ana beni yaralayan güzelliği yok et ya da hayatımı yok eden bedeni değiştir.Beni ört, beni sakla, beni koru "diye haykırır ve olduğu yerde kalır. Tanrıça bu içten yalvarış üzerine kızın çağrılarına yanıt verir ve onun kollarını dallara, ayaklarını köklere, saçlarını yapraklara dönüştürür. Tam bu dönüşüm esnasında Apollon aşkını yakalar fakat artık her şey için çok geçtir, Daphne artık ağaca dönüşmüştür. Apollon ona sarıldığında halen kalp atışları duyulmaktadır. Apollon ise "benim olamadan kaybettim seni" diyerek, Daphne'yi unutmayacağına ve onu sonsuza kadar onurlandıracağına  yemin eder. Apollon "Bundan sonra benim ağacım olacaksın “Bundan sonra saçlarım (tacım) sen, lirim sen, oklarım sen olacaksın, savaşlarda kazananlar senin yapraklarından çelenkler taksın başlarına.. Şarkılarda, şiirlerde adımız yanyana geçsin" der.

Bu sözleri duyan Daphne gözyaşlarına boğulur ve işte o gözyaşlarından  Antakya'daki Harbiye Şelaleleri oluşur, dönüştüğü ağaç yaz, kış demeden yemyeşil yaprakları ile kalan Defne ağacıdır ve yapraklarından yapılan taçlar  zafer kazanan tüm kralların,imparatorların saçlarını süsler.

Resimdeki muhteşem  heykelin heykeltıraşı Gian Lorenzo Bernini‘dir.(1598-1680) Heykelde barok stilinin yaratıcısı Bernini hikayenin en çarpıcı, en dramatik anını seçmiştir. Apollo’nun sevdiği kadına kavuşacağını sanıp, onun bir defne ağacına dönüşerek sonsuza dek kavuşamayacaklarını anladığı anı betimler. Heykel günümüzde İtalya’nın Roma kentinde Borghese Galerisi’inde sergilenmektedir. 
Mevsimlerin nasıl ortaya çıktığını  merak ederseniz👉

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRILARIN TAHTI NEMRUT

KOMMAGENE KRALLIĞI VE NEMRUT DAĞI Bugün sizleri dünyada eşi olmayan, ‘Tanrıların Tahtı’ olarak adlandırılan Nemrut Dağı’na ve orada tüm haşmeti ve gizemi ile birlikte yükselen Kommagene Krallığı’na ait görkemli anıtlara götüreceğim. Eşi görülmemiş devasa boyutlarda heykeller ve 2000 yıldır antik dünyanın gizemlerinde saklı kalan bir krallık ve onların ölümsüzlüğü hedeflemiş kralları I.Antiochos… Adıyaman il sınırları içerisinde bulunan,1987 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne girmiş olan Nemrut Dağı, geçmişte ismi Anka Dağı olan Anti Toros dağ silsilesinin 2206 m yüksekliğindeki ‘Nemrut Zirvesi’dir. Nemrut Dağı’nı bu kadar değerli yapan, üzerinde bulunan antik mezar, anıtsal heykeller, mimari kalıntılar ve benzersiz manzarasıdır. Günümüzde Kommagene Krallığı’nın çekirdeği olarak Adıyaman’ı ve ardından da Gaziantep ve Kahramanmaraş illerini de içine alan bir coğrafyayı kapsadığını söyleyebiliriz. Geçmişte ise, batısında Kilikya yani Alanya’dan başlayıp doğuda İskenderun Körfez...

Kahve'nin Tarihi-2

Kahve serimizin 2. bölümünde  kahveler eşliğinde biraz tarih yolculuğuna " evet" diyenler buyursun. Dünyanın kahve ile tanışmasına ve sanat ilişkisine dair notlarla güne güzel başlamanız dileğiyle.☕☀️🙏  💫Kahve Osmanlı tacirleri tarafından ilk önce İtalya'ya götürülmüş. Ama Papa 1600'lü yılların başında "Kahve içilebilir" izni verene kadar çok fazla yayılamamış. Avrupa'da ilk kahve dükkanı da 1645 yılında İtalya'da açılmış.☕ 💫İngiltere kahveyle 1637 yılında tanışmış. Bir Türk tarafından Oxford'a getirilen kahve özellikle öğrenciler ve öğretim üyeleri arasında çok popüler olmuş hatta "Oxford Kahve Kulübü" kurulmuş. 1652 yılında ise ilk kahve dükkanını  Yunan asıllı biri açmış ve Türk kahvesi pişirip satmaya başlamış. 💫Marsilya'lı tüccarlar tadına doyamadıkları kahveyi 1660'larda Fransa'ya götürmüşler ve bir yıl sonra ilk kahve dükkanı 1661 yılında  Marsilya'da açılmış. Önceleri sadece seyyah ve tüccarların rağbet ettiğ...

Yaratılış Mitleri-2:Türk-Altay Mitolojisi - Her Şeyden Önce Su Vardı

Yer yoktu, kişi yoktu, bitki yoktu, hayvan yoktu…Yalnızca uçsuz bucaksız, kapkaranlık bir su vardı. Ve suyun üzerinde beyaz iri bir kaz kılığında uçan Bay Ülgen vardı. Kudret sahibi Ülgen, bu sonsuz su üzerinde kanat çırpmaktan ve derin yalnızlığından yorulmuştu. Bir şeyler yapma arzusundaydı fakat ne yapacağını, tanrı olduğu halde bu durumu nasıl değiştireceğini bilememişti. Bir gün o kapkaranlık sularda bir dalgalanma oldu. Ülgen suyun kaynadığı yere yöneldi. Suyun derinliklerinden tatlı, büyülü bir ses geldi. Önce şaşırdı Ülgen, sonra onunla konuştu: “Yalnızlık Tanrıya dahi ağır yüktür Bay Ülgen, bu derin yalnızlıktan kurtulmak istiyorsan yaratmalısın!” “Sen kimsin?” “Ben Ak Ana’yım.” “Göster yüzünü ve konuşmaya devam et!” Ak Ana, tüm güzelliğiyle suyun yüzünde belirdi. Işıltısıyla karanlığı aydınlattı, Bay Ülgen’i kendine hayran bıraktı. “Ben kendi dünyamdaydım ama gördüm ki tanrı olduğun halde yalnızlıkla baş edemiyorsun.” “Altımda kapkaranlık, uçsuz bucaksız su varken, durmadan b...