Ana içeriğe atla

Adriyatik'in İncisi: KOTOR

Bir Orta Çağ masalına eşlik etmek istemez miydiniz? 🏰🤴👸🧚‍♂️🧚‍♀️

Adriyatik Deniz’indeki en güzel koylardan birine kurulan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olan  Karadağ'ın incisi KOTOR sizleri eşsiz güzelikleri ve ortacağ mimarisine sahip kale yerleşimi ile hayran bırakacak. Venedik tarzı mimarisi, İtalyan mutfağı, tarihi, eski şehri, şarapları, harika manzarası ile benim aşık olduğum şehirlerden biri. Dar sokaklar, eskimiş evler ve dükkanların önünde uyuyan kediler sizi bambaşka ve özgün bir dünyaya davet ederken, binden fazla basamakla tırmanılmasına karşın nihayetinde sunduğu manzarayla onca yorgunluğa değdiğini hissettiren San Giovanni Kalesi, Saat Kulesi, Utanç Meydanı, Aziz Tryphon Katedrali, Pima Sarayı, Un Meydanı, Kedi Müzesi, Aziz Luke ve Nikola Kiliseleri, Dedikodu Çeşmesi ile Deniz Müzesi gibi tarihi yapıları sizleri bir zaman yolculuğuna çıkararak Orta Çağ'a kadar götürürken içinizden şarkılar söyleyecek, her adımda durup fotoğraf çekmek isteyeceksiniz.🎤📸💙

Üstelik Kotor’un vadettikleri bununla da sınırlı kalmıyor.🤗Kotor plajları pırıl pırıl Adriyatik Denizi’yle de oldukça etkileyici ayrıca hareketli gece hayatı açısından keyifli olduğu kadar, her yıl Şubat ve Temmuz aylarında düzenlenen eğlenceli festivalleri için bile gidilip görülesi şehirlerden biri.​ O yüzden buraya en az 2 gün ayırmanızı tavsiye ediyorum.🌍🏖🏛🏰🕺💃
Yapmadan Dönme ‼
💫Stari Grad(Eski Şehir)'in sokaklarında Orta Çağ'a yolculuk etmeden🏰
💫1300 basamak tırmanmayı göze alıp St. Giovanni Kalesine tırmanıp muhteşem körfez manzarasını görmeden🧗‍♂️
💫Kotor'un simgesi olan #kedi ler için açılmış Kedi Müzesini gezmeden🐱
💫Kotor Körfezini araba, motor ya da bisikletle turlamadan🚗🛵🚲
💫Körfezde tekne turu yapmadan⛵
💫Karadağ'ın geleneksel restaurantı Konobo'lardan birinde günbatımı manzarası eşliğinde deniz ürünlerini ve Karadağ şarabını denemeden🐚🍷
💫Geceyi eğlenceli ve hareketli bar ve klüplerinde bitirmeden🕺💃
DÖNMEYİN😊🏊‍♂️🛵🏰💃🌍











Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TANRILARIN TAHTI NEMRUT

KOMMAGENE KRALLIĞI VE NEMRUT DAĞI Bugün sizleri dünyada eşi olmayan, ‘Tanrıların Tahtı’ olarak adlandırılan Nemrut Dağı’na ve orada tüm haşmeti ve gizemi ile birlikte yükselen Kommagene Krallığı’na ait görkemli anıtlara götüreceğim. Eşi görülmemiş devasa boyutlarda heykeller ve 2000 yıldır antik dünyanın gizemlerinde saklı kalan bir krallık ve onların ölümsüzlüğü hedeflemiş kralları I.Antiochos… Adıyaman il sınırları içerisinde bulunan,1987 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne girmiş olan Nemrut Dağı, geçmişte ismi Anka Dağı olan Anti Toros dağ silsilesinin 2206 m yüksekliğindeki ‘Nemrut Zirvesi’dir. Nemrut Dağı’nı bu kadar değerli yapan, üzerinde bulunan antik mezar, anıtsal heykeller, mimari kalıntılar ve benzersiz manzarasıdır. Günümüzde Kommagene Krallığı’nın çekirdeği olarak Adıyaman’ı ve ardından da Gaziantep ve Kahramanmaraş illerini de içine alan bir coğrafyayı kapsadığını söyleyebiliriz. Geçmişte ise, batısında Kilikya yani Alanya’dan başlayıp doğuda İskenderun Körfez...

Kahve'nin Tarihi-2

Kahve serimizin 2. bölümünde  kahveler eşliğinde biraz tarih yolculuğuna " evet" diyenler buyursun. Dünyanın kahve ile tanışmasına ve sanat ilişkisine dair notlarla güne güzel başlamanız dileğiyle.☕☀️🙏  💫Kahve Osmanlı tacirleri tarafından ilk önce İtalya'ya götürülmüş. Ama Papa 1600'lü yılların başında "Kahve içilebilir" izni verene kadar çok fazla yayılamamış. Avrupa'da ilk kahve dükkanı da 1645 yılında İtalya'da açılmış.☕ 💫İngiltere kahveyle 1637 yılında tanışmış. Bir Türk tarafından Oxford'a getirilen kahve özellikle öğrenciler ve öğretim üyeleri arasında çok popüler olmuş hatta "Oxford Kahve Kulübü" kurulmuş. 1652 yılında ise ilk kahve dükkanını  Yunan asıllı biri açmış ve Türk kahvesi pişirip satmaya başlamış. 💫Marsilya'lı tüccarlar tadına doyamadıkları kahveyi 1660'larda Fransa'ya götürmüşler ve bir yıl sonra ilk kahve dükkanı 1661 yılında  Marsilya'da açılmış. Önceleri sadece seyyah ve tüccarların rağbet ettiğ...

Yaratılış Mitleri-2:Türk-Altay Mitolojisi - Her Şeyden Önce Su Vardı

Yer yoktu, kişi yoktu, bitki yoktu, hayvan yoktu…Yalnızca uçsuz bucaksız, kapkaranlık bir su vardı. Ve suyun üzerinde beyaz iri bir kaz kılığında uçan Bay Ülgen vardı. Kudret sahibi Ülgen, bu sonsuz su üzerinde kanat çırpmaktan ve derin yalnızlığından yorulmuştu. Bir şeyler yapma arzusundaydı fakat ne yapacağını, tanrı olduğu halde bu durumu nasıl değiştireceğini bilememişti. Bir gün o kapkaranlık sularda bir dalgalanma oldu. Ülgen suyun kaynadığı yere yöneldi. Suyun derinliklerinden tatlı, büyülü bir ses geldi. Önce şaşırdı Ülgen, sonra onunla konuştu: “Yalnızlık Tanrıya dahi ağır yüktür Bay Ülgen, bu derin yalnızlıktan kurtulmak istiyorsan yaratmalısın!” “Sen kimsin?” “Ben Ak Ana’yım.” “Göster yüzünü ve konuşmaya devam et!” Ak Ana, tüm güzelliğiyle suyun yüzünde belirdi. Işıltısıyla karanlığı aydınlattı, Bay Ülgen’i kendine hayran bıraktı. “Ben kendi dünyamdaydım ama gördüm ki tanrı olduğun halde yalnızlıkla baş edemiyorsun.” “Altımda kapkaranlık, uçsuz bucaksız su varken, durmadan b...